Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle birlikte geride bıraktığı malvarlığının, haklarının ve borçlarının kimlere ve hangi esaslara göre geçeceğini düzenleyen hukuk alanıdır. Mirasın paylaşılması çoğu zaman yalnızca taşınmazların mirasçılar arasında bölüştürülmesinden ibaret değildir. Banka hesapları, şirket payları, alacaklar, borçlar, araçlar, taşınırlar ve diğer malvarlığı değerleri de terekenin kapsamına girebilir.
Mirasçılar arasında paylaşım konusunda anlaşmazlık yaşanması, mirasbırakanın sağlığında yaptığı bazı devirlerin diğer mirasçıların haklarını etkilediğinin ileri sürülmesi, vasiyetnamenin geçerliliğinin tartışılması veya terekenin borçlu olması gibi durumlarda süreç daha kapsamlı bir hukuki uyuşmazlığa dönüşebilir.
Muris muvazaası olarak bilinen mirastan mal kaçırma iddiaları, saklı payın ihlal edilmesi nedeniyle açılan tenkis davaları, ortaklığın giderilmesi, mirasın reddi, mirastan feragat, vasiyetname düzenlenmesi ve vasiyetnamenin iptali miras hukukunda uygulamada sık karşılaşılan başlıca konular arasındadır.
Erzurum merkezli hukuk büromuz; miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda Erzurum ve çevre iller başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde bulunan müvekkillere hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunmaktadır.
Miras Hukuku Nedir?
Miras hukuku, gerçek kişinin ölümü sonrasında malvarlığının hukuki durumunu düzenler. Miras bırakan kişinin malvarlığına genel olarak tereke adı verilir.
Tereke yalnızca kişinin sahip olduğu ev, arsa, tarla veya para gibi ekonomik değerlerden oluşmaz. Kanunda öngörülen istisnalar dışında mirasbırakanın devredilebilir malvarlığı hakları ve borçları da mirasın kapsamına girebilir.
Bu nedenle bir kişinin mirasçı olması yalnızca malvarlığı edinmesi anlamına gelmeyebilir. Terekenin borçlarının bulunması durumunda mirasçılar açısından borçlardan kaynaklanan hukuki sonuçlar da ortaya çıkabilir.
Miras hukuku kapsamında başlıca;
- Yasal mirasçılığın belirlenmesi,
- Miras paylarının hesaplanması,
- Mirasçılık belgesinin alınması,
- Terekenin tespiti ve korunması,
- Mirasın paylaşılması,
- Miras ortaklığının sona erdirilmesi,
- Ortaklığın giderilmesi,
- Muris muvazaası,
- Tenkis davaları,
- Mirasta denkleştirme,
- Vasiyetname ve miras sözleşmeleri,
- Vasiyetnamenin iptali,
- Mirasın reddi,
- Mirastan feragat,
- Mirasçılıktan çıkarma
gibi birçok hukuki konu değerlendirilmektedir.
Miras Ne Zaman Mirasçılara Geçer?
Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır.
Türk Medeni Kanunu’ndaki temel sisteme göre mirasçılar, mirası ayrıca bir kabul beyanında bulunmaları gerekmeksizin mirasbırakanın ölümüyle birlikte kanun gereği kazanırlar.
Bu geçiş yalnızca terekenin aktif malvarlığı bakımından gerçekleşmez. Kanunda düzenlenen istisnalar saklı olmak üzere mirasbırakanın borçları da mirasçılar bakımından hukuki sonuç doğurabilir.
Bu nedenle özellikle terekenin mali durumunun bilinmediği veya borçlarının malvarlığından fazla olabileceğinin düşünüldüğü durumlarda, mirasın kabulü veya reddi konusunda süresi içerisinde hareket edilmesi önemlidir.
Yasal Mirasçılar Kimlerdir?
Bir kişinin vasiyetname veya miras sözleşmesi bulunmasa dahi Türk Medeni Kanunu hangi kişilerin yasal mirasçı olduğunu düzenlemektedir.
Mirasçılıkta esas olarak zümre sistemi uygulanır.
Altsoy
Mirasbırakanın çocukları birinci zümre mirasçılarıdır.
Çocuklar kural olarak eşit şekilde mirasçı olur. Mirasbırakandan önce ölen bir çocuğun payı ise kanundaki temsil esasları çerçevesinde onun altsoyuna geçebilir.
Çocuklar ve onların altsoyu bulunduğu sürece sonraki zümredeki hısımlar mirasa katılmaz.
Ana ve Baba Zümresi
Mirasbırakanın altsoyu bulunmuyorsa anne ve babası ikinci zümre olarak mirasçı olabilir.
Mirasbırakandan önce ölmüş bulunan anne veya babanın yerine onların altsoyu, yani koşullara göre mirasbırakanın kardeşleri ve onların altsoyu geçebilir.
Büyük Ana ve Büyük Baba Zümresi
Mirasbırakanın altsoyu ile anne ve baba zümresinden mirasçısı bulunmaması durumunda büyük anne ve büyük babalar ile kanunda belirlenen şekilde onların altsoyu gündeme gelebilir.
Miras paylarının belirlenmesi sırasında sağ kalan eşin bulunup bulunmaması da ayrıca önem taşır.
Sağ Kalan Eşin Miras Payı
Sağ kalan eşin yasal miras payı, birlikte mirasçı olduğu kişilere göre değişir.
Sağ kalan eş;
- Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçıysa mirasın dörtte birini,
- Anne ve baba zümresiyle birlikte mirasçıysa mirasın yarısını,
- Büyük anne ve büyük baba zümresi ve bunların kanunda belirtilen altsoyu ile birlikte mirasçıysa mirasın dörtte üçünü,
- Bu zümrelerden hiçbir mirasçı bulunmuyorsa mirasın tamamını
alabilir.
Ancak eşin miras payı ile eşler arasındaki mal rejiminden kaynaklanabilecek alacaklar aynı hukuki kavram değildir.
Ölüm nedeniyle evlilik sona erdiğinde eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesinden doğabilecek haklar ile sağ kalan eşin mirasçılık sıfatından doğan hakların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekebilir.
Bu nedenle özellikle evlilik sırasında edinilmiş önemli malvarlığı bulunan dosyalarda tereke hesaplanırken yalnızca miras payı oranlarına bakılması yeterli olmayabilir.
Mirasçılık Belgesi – Veraset İlamı
Mirasçılık belgesi, uygulamada sıklıkla veraset ilamı olarak da adlandırılmaktadır.
Bu belge kişinin kimlerin mirasçısı olduğunu ve miras paylarını gösterir.
Yasal mirasçıların başvurusu üzerine mirasçılık belgesi sulh hukuk mahkemesinden veya kanuni şartların bulunduğu durumlarda noterlikten alınabilir.
Mirasçılık belgesi;
- Tapu intikal işlemleri,
- Bankadaki hesap ve varlıklara ilişkin işlemler,
- Araçların intikali,
- Şirket veya ortaklık paylarının değerlendirilmesi,
- Mirasla ilgili çeşitli resmi işlemler
bakımından gerekli olabilir.
Mirasçılık belgesinin düzenlenmiş olması mirasla ilgili bütün uyuşmazlıkların sona erdiği anlamına gelmez. Belgenin gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülüyorsa hukuki yollarla buna ilişkin işlem yapılması mümkündür.
Tereke Nedir?
Tereke, mirasbırakanın ölümünün ardından mirasçılara geçebilecek malvarlığı değerlerinin ve borçların oluşturduğu bütünü ifade eder.
Terekenin içerisinde somut olayın özelliklerine göre;
- Konutlar,
- Arsalar,
- Tarlalar,
- İş yerleri,
- Araçlar,
- Banka hesapları,
- Para ve kıymetli varlıklar,
- Şirket payları,
- Alacaklar,
- Taşınır mallar,
- Fikri veya mali nitelikte bazı haklar,
- Mirasbırakanın borçları
yer alabilir.
Miras uyuşmazlıklarının sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için öncelikle terekeye hangi malların, hakların ve borçların dahil olduğunun belirlenmesi gerekebilir.
Terekenin Tespiti
Mirasbırakanın malvarlığının tam olarak bilinmediği durumlarda terekeye dahil varlıkların belirlenmesi önemli hale gelir.
Bankalardaki hesaplar, taşınmaz kayıtları, araçlar, şirket ortaklıkları ve diğer ekonomik değerlerin araştırılması gerekebilir.
Aynı şekilde mirasbırakanın borçlarının da terekenin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekir.
Mirasçılar arasında özellikle bazı malvarlığı değerlerinin gizlendiği, eksik bildirildiği veya terekeye dahil edilmediği yönünde uyuşmazlık bulunması hâlinde terekenin kapsamı ayrıca hukuki incelemeye konu olabilir.
Miras Ortaklığı Nedir?
Birden fazla mirasçı bulunması durumunda mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında bir miras ortaklığı meydana gelir.
Bu dönemde mirasçılar terekeye dahil hak ve mallar üzerinde kural olarak elbirliği hâlinde hak sahibi olurlar.
Bu yapı nedeniyle örneğin miras kalan bir taşınmazın tamamı üzerinde tek bir mirasçının diğerlerinden bağımsız şekilde hareket etmesi her durumda mümkün değildir.
Miras ortaklığı, mirasın paylaşılmasıyla sona erer.
Mirasçılar anlaşarak paylaşım gerçekleştirebilecekleri gibi, anlaşmanın mümkün olmadığı durumlarda kanunda öngörülen hukuki yollar gündeme gelebilir.
Mirasın Paylaşılması
Mirasçıların miras paylarının belirlenmesi, terekedeki her malın kendiliğinden fiziksel olarak bölüneceği anlamına gelmez.
Örneğin terekenin içerisinde;
- Bir konut,
- İki tarla,
- Bir araç,
- Banka hesabında bulunan para
yer alıyorsa mirasçıların yasal payları dikkate alınarak bu değerlerin nasıl paylaşılacağı ayrıca belirlenmelidir.
Mirasçılar paylaşım konusunda anlaşabiliyorsa kanunun öngördüğü şekil şartlarına ve taşınmazların devrine ilişkin hükümlere uygun şekilde anlaşmalı paylaşım yapılabilir.
Tarafların anlaşamaması hâlinde ise paylaşımın mahkeme yoluyla gerçekleştirilmesi gündeme gelebilir.
Ortaklığın Giderilmesi – İzale-i Şuyu
Özellikle miras yoluyla kalan arsa, tarla, konut ve iş yerlerinde birden fazla mirasçının birlikte malik olması, zaman içerisinde çeşitli kullanım ve paylaşım sorunlarına yol açabilir.
Paydaşlardan birinin taşınmazı kullanmak istemesi, diğerinin satmak istemesi veya mirasçılar arasında taşınmazın geleceği konusunda anlaşma sağlanamaması durumunda ortaklığın giderilmesi gündeme gelebilir.
Ortaklığın giderilmesi, uygulamada eski adıyla izale-i şuyu olarak da bilinmektedir.
Somut taşınmazın özellikleri ve kanuni koşullara göre ortaklığın;
- Aynen paylaşım,
- Satış yoluyla
sona erdirilmesi söz konusu olabilir.
Her taşınmazın aynen bölünmesi hukuken veya fiilen mümkün olmadığından paylaşım şekli taşınmazın niteliğine göre değerlendirilir.
Ortaklığın Giderilmesinde Arabuluculuk
Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurulması gerekmektedir.
Bu nedenle miras kalan bir taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi isteniyorsa doğrudan dava açılmadan önce uyuşmazlığın arabuluculuk kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması hâlinde gerekli şartlar tamamlandıktan sonra dava yoluna gidilebilir.
Muris Muvazaası – Mirastan Mal Kaçırma
Miras hukukunda en sık karşılaşılan önemli uyuşmazlıklardan biri uygulamada muris muvazaası veya halk arasında kullanılan ifadeyle mirastan mal kaçırma iddialarıdır.
Muris muvazaası, mirasbırakanın gerçek iradesi ile görünürde yaptığı işlem arasında farklılık bulunduğu iddiasına dayanan hukuki bir uyuşmazlıktır.
Uygulamada bunun tipik örneklerinden biri, mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği bir tapulu taşınmazı mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla görünürde satış işlemi şeklinde devretmesidir.
Ancak mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği her satış veya taşınmaz devri muris muvazaası anlamına gelmez.
Uyuşmazlığın değerlendirilmesinde;
- Mirasbırakanın gerçek iradesi,
- Devrin yapıldığı tarihteki ekonomik koşullar,
- Satış bedeli ile taşınmazın değeri arasındaki ilişki,
- Alıcının ödeme gücü,
- Taraflar arasındaki aile ve sosyal ilişkiler,
- Mirasbırakanın devir için makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı,
- Mirasbırakanın malvarlığının bütünü,
- Olayın gerçekleşme biçimi
gibi birçok unsur birlikte incelenebilir.
Koşulların oluşması hâlinde tapu iptal ve tescil talepleri gündeme gelebilir.
Muris muvazaası davaları teknik delil değerlendirmesi gerektirdiğinden her dosyanın kendi koşulları içerisinde incelenmesi gerekir.
Saklı Pay Nedir?
Türk miras hukukunda mirasbırakanın malvarlığı üzerinde ölüme bağlı tasarruf özgürlüğü sınırsız değildir.
Kanun bazı mirasçıların miras paylarının belirli bir bölümünü koruma altına almıştır. Bu korunan bölüme saklı pay adı verilir.
Güncel düzenlemeye göre saklı paylı mirasçılar;
- Altsoy,
- Anne ve baba,
- Sağ kalan eş
olabilir.
Kardeşler günümüzde saklı paylı mirasçı değildir.
Saklı Pay Oranları
Saklı pay;
- Altsoy bakımından yasal miras payının yarısı,
- Anne ve babadan her biri bakımından yasal miras payının dörtte biri,
- Sağ kalan eş bakımından, altsoy veya anne-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı,
- Sağ kalan eşin diğer durumlarında ise yasal miras payının dörtte üçü
olarak düzenlenmiştir.
Saklı pay hesabı yalnızca bu oranların matematiksel olarak uygulanmasından ibaret olmayabilir. Terekenin değeri, borçlar ve tenkise tabi olabilecek bazı kazandırmaların hesaplanması gerekebilir.
Tenkis Davası
Mirasbırakanın yaptığı ölüme bağlı tasarruf veya kanunda belirtilen bazı sağlararası kazandırmalar nedeniyle saklı paylı bir mirasçının korunan miras hakkı ihlal edilmiş olabilir.
Bu durumda koşulların bulunması hâlinde tenkis davası gündeme gelir.
Tenkis davasının amacı her durumda yapılan işlemin tamamını ortadan kaldırmak değildir. Esas olarak saklı payı ihlal eden tasarrufların kanuni sınırlar içerisinde azaltılması söz konusudur.
Bu nedenle tenkis davası ile muris muvazaası davası aynı dava değildir.
Tenkis davasında;
- Terekenin değeri,
- Mirasbırakanın borçları,
- Mirasçıların yasal payları,
- Saklı pay oranları,
- Mirasbırakanın yaptığı kazandırmalar,
- Tasarruf edilebilir bölüm
birlikte değerlendirilir.
Tenkis Davasında Süre
Tenkis davası bakımından kanunda hak düşürücü süreler düzenlenmiştir.
Dava hakkı, mirasçının saklı payının ihlal edildiğini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmalıdır.
Her hâlde vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılmasının, diğer tasarruflarda ise mirasın açılmasının üzerinden on yıl geçmesiyle dava hakkı düşer.
Bu nedenle saklı pay ihlali bulunduğunu düşünen mirasçıların süreleri özellikle dikkate alması gerekir.
Mirasta Denkleştirme
Mirasbırakan hayattayken bazı mirasçılarına çeşitli malvarlığı değerleri kazandırmış olabilir.
Örneğin;
- Bir çocuğuna ev verilmesi,
- İş kurması için sermaye sağlanması,
- Bir malvarlığının karşılıksız devredilmesi,
- Borcunun ödenmesi
gibi işlemler ileride miras paylaşımında denkleştirme tartışmasına neden olabilir.
Türk Medeni Kanunu’na göre yasal mirasçıların miras paylarına mahsuben mirasbırakandan elde ettikleri bazı karşılıksız kazandırmalar mirasta denkleştirmeye tabi olabilir.
Özellikle altsoya yapılan bazı karşılıksız kazandırmalar bakımından mirasbırakanın iradesi ve kazandırmanın niteliği önem taşır.
Denkleştirme ile tenkis birbirinden farklı hukuki kurumlardır. Bu nedenle mirasbırakanın sağlığında yaptığı bir kazandırmanın hangi hukuki kapsamda değerlendirileceği somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Vasiyetname
Mirasbırakan, kanunun kendisine tanıdığı tasarruf edilebilir bölüm içerisinde ölümünden sonra malvarlığının nasıl değerlendirileceğine ilişkin vasiyetname düzenleyebilir.
Ancak vasiyetnamenin hukuken sonuç doğurabilmesi için kanunda öngörülen şekil ve ehliyet kurallarına uyulması önemlidir.
Türk Medeni Kanunu vasiyetnamenin;
- Resmî vasiyetname,
- El yazılı vasiyetname,
- Olağanüstü durumlarda sözlü vasiyet
şeklinde yapılabilmesine imkân tanımaktadır.
Resmî Vasiyetname
Resmî vasiyetname kanunda öngörülen usule göre resmî memur ve iki tanığın katılımıyla düzenlenir.
Resmî memur noter, sulh hâkimi veya kanun tarafından bu yetki verilen başka bir görevli olabilir.
Vasiyetnamenin hazırlanmasında şekil şartlarına uyulmaması, daha sonra geçerlilik konusunda uyuşmazlığa neden olabileceğinden düzenleme sırasında kanuni prosedürün takip edilmesi önemlidir.
El Yazılı Vasiyetname
El yazılı vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için kanunun öngördüğü şekil koşullarının yerine getirilmesi gerekir.
Belgenin başından sonuna kadar mirasbırakanın kendi el yazısıyla yazılması, düzenlendiği yıl, ay ve günün belirtilmesi ve mirasbırakan tarafından imzalanması gerekir.
Bilgisayarda hazırlanmış bir metnin yalnızca imzalanması, el yazılı vasiyetnamenin kanuni şekil koşullarını karşılamaz.
Sözlü Vasiyet
Sözlü vasiyet, olağan vasiyetname yöntemlerinden farklı olarak yalnızca kanunda belirtilen olağanüstü durumlarda gündeme gelebilir.
Yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, savaş veya benzeri nedenlerle resmî ya da el yazılı vasiyetname yapma imkânı bulunmayan kişi, kanunda belirtilen koşullarda son arzularını iki tanığa açıklayabilir.
Sözlü vasiyet istisnai bir yöntem olduğundan kanuni koşulların varlığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Vasiyetnamenin Açılması
Mirasbırakanın ölümünün ardından ortaya çıkan vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın ilgili sulh hukuk mahkemesine teslim edilmesi gerekir.
Kanundaki süreç çerçevesinde vasiyetname açılarak ilgililere bildirilir.
Vasiyetnamenin mahkeme tarafından açılması, vasiyetnamenin hukuken kesin olarak geçerli olduğu anlamına gelmez.
Geçersizlik sebebi bulunduğunu ileri süren ilgililerin kanuni şartlar kapsamında iptal davası açma hakları bulunabilir.
Vasiyetnamenin İptali
Vasiyetname veya diğer ölüme bağlı tasarruflar belirli hukuki sebeplerin bulunması durumunda iptal davasına konu olabilir.
İptal sebepleri arasında;
- Tasarruf yapıldığı sırada tasarruf ehliyetinin bulunmaması,
- Yanılma,
- Aldatma,
- Korkutma veya zorlama,
- Tasarrufun içeriğinin veya koşullarının hukuka ya da ahlaka aykırı olması,
- Kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmaması
yer almaktadır.
Vasiyetnameye itiraz edilebilmesi için yalnızca mirasçının vasiyetnamenin içeriğinden memnun olmaması yeterli değildir. Kanunda düzenlenen hukuki sebeplerden birinin bulunması gerekir.
Vasiyetnamenin İptalinde Süre
İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmalıdır.
Kanunda ayrıca iyiniyetli ve iyiniyetli olmayan davalılar bakımından farklı azami süreler öngörülmüştür.
Bu süre vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı ise yirmi yıl olarak düzenlenmiştir.
Her dosyada sürenin başlangıç anı somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Miras Sözleşmesi
Mirasbırakanın ölümünden sonra malvarlığına ilişkin düzenleme yapmasının bir diğer yolu miras sözleşmesidir.
Vasiyetname tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruf iken miras sözleşmesi sözleşmesel nitelik taşımaktadır.
Miras sözleşmesinin geçerli olabilmesi için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Taraflar iradelerini resmî memura aynı anda açıklar ve düzenlenen sözleşmeyi memur ile iki tanığın önünde imzalar.
Miras sözleşmesinin hukuki sonuçları vasiyetnameden farklı olabileceğinden yapılmadan önce tarafların sözleşmenin kapsamını ve sonuçlarını değerlendirmeleri önemlidir.
Mirastan Feragat Sözleşmesi
Mirastan feragat, mirasın reddi ile aynı işlem değildir.
Mirastan feragat, mirasbırakan henüz hayattayken mirasbırakan ile gelecekte mirasçı olabilecek kişi arasında gerçekleştirilen bir sözleşmedir.
Mirasbırakan bir mirasçısıyla;
- Karşılıksız olarak veya
- Bir karşılık sağlayarak
mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.
Feragat eden kişi kural olarak mirasçılık sıfatını kaybeder.
Bir karşılık alınarak yapılan feragatin altsoy üzerindeki etkisi bakımından sözleşmenin içeriği ve Türk Medeni Kanunu’ndaki düzenlemeler ayrıca dikkate alınmalıdır.
Mirastan feragat sözleşmesi gelecekte önemli sonuçlar doğurabileceğinden hazırlanırken yalnızca mevcut malvarlığının değil, sözleşmenin mirasçılar ve altsoy üzerindeki etkisinin de değerlendirilmesi gerekir.
Mirasın Reddi – Reddi Miras
Mirasbırakanın borçlarının fazla olduğu veya mirasın kabul edilmek istenmediği durumlarda mirasın reddi gündeme gelebilir.
Yasal ve atanmış mirasçılar kanunda belirtilen şartlar içerisinde mirası reddedebilir.
Mirasın Reddi Süresi
Kural olarak miras üç ay içerisinde reddedilebilir.
Yasal mirasçılar bakımından bu süre, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat etmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren işlemeye başlar.
Vasiyetnameyle atanmış mirasçılar bakımından ise süre, ilgili tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren başlar.
Ret beyanının sulh hukuk mahkemesine yapılması ve kayıtsız, şartsız olması gerekir.
Mirasın reddinde üç aylık sürenin geçirilmesi ciddi sonuçlar doğurabileceğinden özellikle borçlu tereke ihtimali bulunan durumlarda hızlı hareket edilmesi gerekir.
Hükmen Ret
Mirasın reddinin bir diğer görünümü uygulamada mirasın hükmen reddi olarak adlandırılmaktadır.
Mirasbırakanın ölümü tarihinde borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğunun açıkça belli olması veya bu durumun resmen tespit edilmiş bulunması hâlinde Türk Medeni Kanunu mirasın reddedilmiş sayılacağını düzenlemektedir.
Ancak terekenin gerçekten borca batık olup olmadığı, mirasçının terekeye ilişkin gerçekleştirdiği işlemler ve diğer hukuki koşullar somut olay içerisinde değerlendirilmelidir.
Bu nedenle hükmen ret ile süre içerisinde yapılan gerçek ret işlemlerinin birbirinden ayrılması gerekir.
Mirasın Reddinde Dikkat Edilmesi Gereken İşlemler
Mirası reddetmeyi düşünen kişinin terekeye ilişkin davranışları da önem taşıyabilir.
Ret süresi sona ermeden mirasçı sıfatıyla terekenin olağan yönetimi dışında işlemler gerçekleştirilmesi, tereke mallarının gizlenmesi veya kişinin kendisine mal etmesi gibi durumlar ret hakkını etkileyebilir.
Bu nedenle kişinin mirası reddetmeyi düşündüğü dönemde terekeye ilişkin önemli işlemler yapmadan önce hukuki durumunu değerlendirmesi önemlidir.
Mirasçılıktan Çıkarma
Mirasbırakanın bir mirasçıyı mirastan çıkarması, yalnızca istememesi üzerine gerçekleştirilebilen sınırsız bir işlem değildir.
Saklı paylı bir mirasçının mirasçılıktan çıkarılabilmesi için kanunda belirtilen sebeplerin bulunması gerekir.
Bunlar arasında;
- Mirasçının mirasbırakana veya onun yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi,
- Mirasçının mirasbırakana veya ailesine karşı aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi
yer almaktadır.
Çıkarma sebebinin ölüme bağlı tasarrufta belirtilmesi gerekir.
Mirasçılıktan çıkarma ile mirastan feragat ve mirastan yoksunluk birbirinden farklı hukuki kurumlardır.
Mirastan Yoksunluk
Bazı ağır davranışlar kişinin kanun gereği mirasçılık hakkını kaybetmesine neden olabilir.
Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı şekilde öldürme veya buna teşebbüs etme, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruf yapmasını hukuka aykırı yollarla engelleme gibi Türk Medeni Kanunu’nda açıkça düzenlenen bazı durumlarda mirastan yoksunluk gündeme gelebilir.
Mirastan yoksunluk ile mirasçılıktan çıkarma aynı şey değildir.
Mirasçılıktan çıkarma mirasbırakanın belirli şartlar içerisinde yaptığı ölüme bağlı tasarrufa dayanırken, mirastan yoksunluk kanunda belirtilen durumların ortaya çıkmasıyla ilgili bir kurumdur.
Sağ Kalan Eş ve Aile Konutu
Mirasbırakanın terekesinde eşlerin birlikte yaşadığı aile konutu veya ev eşyası bulunması hâlinde sağ kalan eş bakımından özel düzenlemeler gündeme gelebilir.
Kanuni koşulların bulunması durumunda sağ kalan eş, miras hakkına mahsup edilmek üzere aile konutu veya ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin bulunması durumunda mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkının değerlendirilmesi de mümkün olabilir.
Bu düzenleme, sağ kalan eşin yalnızca miras payının matematiksel olarak belirlenmesinden farklı bir hukuki imkândır.
Miras Hukukunda Taşınmazlar
Miras uyuşmazlıklarının önemli bir bölümü arsa, tarla, konut ve iş yeri gibi taşınmazlardan kaynaklanmaktadır.
Taşınmazın birden fazla mirasçıya kalması durumunda;
- Tapu intikali,
- Miras ortaklığı,
- Paylaşım,
- Hisselerin devri,
- Ortaklığın giderilmesi,
- Taşınmazın kullanımı,
- Ecrimisil talepleri,
- Muris muvazaası,
- Tapu iptal ve tescil
gibi farklı hukuki konular aynı dosyada veya birbirleriyle bağlantılı şekilde gündeme gelebilir.
Bu nedenle miras hukukuyla gayrimenkul hukuku uygulamada sık sık kesişmektedir.
Miras Hukuku Avukatı Ne Yapar?
Miras hukukunda avukatlık hizmeti yalnızca dava açılmasıyla sınırlı değildir.
Mirasbırakan hayattayken yapılacak vasiyetname, miras sözleşmesi veya mirastan feragat sözleşmesine ilişkin hukuki değerlendirmeler de miras hukukunun önemli bir bölümünü oluşturur.
Mirasın açılmasından sonra ise uyuşmazlığın niteliğine göre;
- Mirasçıların ve paylarının belirlenmesi,
- Mirasçılık belgesinin alınmasına ilişkin işlemler,
- Terekenin hukuki durumunun incelenmesi,
- Miras paylaşımına ilişkin görüşmeler,
- Arabuluculuk sürecinin yürütülmesi,
- Ortaklığın giderilmesi süreçleri,
- Muris muvazaası iddialarının değerlendirilmesi,
- Tapu iptal ve tescil davaları,
- Tenkis davaları,
- Mirasta denkleştirme talepleri,
- Vasiyetnamenin açılması ve iptaline ilişkin işlemler,
- Mirasın reddi,
- Mirastan feragat sözleşmelerinin hazırlanması,
- Mirasçılar arasındaki uyuşmazlıkların takibi
konularında hukuki hizmet sunulabilir.
Miras hukukunda her dosyanın mirasçı yapısı, tereke içeriği ve geçmişte gerçekleştirilen işlemleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle hukuki yol somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Miras Hukuku Kapsamında Hizmetlerimiz
Hukuk büromuzun miras hukuku alanında yürüttüğü başlıca çalışmalar arasında;
- Mirasçılık belgesi ve mirasçılık sıfatına ilişkin işlemler,
- Miras paylarının hukuki açıdan değerlendirilmesi,
- Tereke ve malvarlığına ilişkin uyuşmazlıklar,
- Mirasın paylaşılması,
- Miras ortaklığından kaynaklanan uyuşmazlıklar,
- Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davaları,
- Ortaklığın giderilmesine ilişkin arabuluculuk süreçleri,
- Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davaları,
- Saklı pay uyuşmazlıkları,
- Tenkis davaları,
- Mirasta denkleştirme talepleri,
- Vasiyetname hazırlanmasına ilişkin hukuki danışmanlık,
- Vasiyetnamenin açılmasıyla bağlantılı hukuki işlemler,
- Vasiyetnamenin iptali davaları,
- Miras sözleşmeleri,
- Mirastan feragat sözleşmeleri,
- Mirasın reddi işlemleri,
- Borca batık terekeye ilişkin hukuki süreçler,
- Mirasçılıktan çıkarma ve buna ilişkin uyuşmazlıklar,
- Miras nedeniyle ortaya çıkan taşınmaz uyuşmazlıkları
yer almaktadır.
Erzurum ve Türkiye Genelinde Miras Hukuku Hizmeti
Hukuk büromuzun merkezi Erzurum’da bulunmakla birlikte miras hukuku alanındaki çalışmalarımız yalnızca Erzurum ile sınırlı değildir.
Erzurum ve çevre illerde bulunan mirasçılar ve taşınmazlara ilişkin süreçlerin yanı sıra Türkiye’nin farklı şehirlerinde bulunan müvekkillerin miras hukuku uyuşmazlıklarında da dosyanın niteliği ve gerekli hukuki işlemler doğrultusunda danışmanlık ve dava takip hizmeti sunuyoruz.
Özellikle mirasçılardan bazılarının farklı şehirlerde veya ülkelerde bulunduğu dosyalarda belge ve bilgi paylaşımının uygun olduğu işlemlerde dijital iletişim imkânlarından da yararlanarak hukuki süreçlerin takibini gerçekleştiriyoruz.
Miras Hukuku Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Miras kişinin ölümüyle otomatik olarak geçer mi?
Evet. Türk Medeni Kanunu’na göre mirasçılar kural olarak mirası mirasbırakanın ölümüyle birlikte kanun gereği kazanırlar. Bunun için ayrıca mirası kabul ettiğine ilişkin bir beyan verilmesi gerekmez. Ancak mirasın reddedilmek istenmesi hâlinde kanuni süreler içerisinde işlem yapılması gerekir.
Mirasın reddi için süre ne kadardır?
Kural olarak mirasın reddi için üç aylık süre bulunmaktadır. Sürenin hangi tarihte başlayacağı mirasçının yasal veya atanmış mirasçı olmasına ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Miras kalan borçları ödemek zorunda mıyım?
Miras yalnızca mal ve haklardan oluşmayabilir; mirasbırakanın borçları da hukuki sonuç doğurabilir. Terekenin borca batık olduğu düşünülen durumlarda mirasın reddi ve hükmen ret hükümlerinin koşulları değerlendirilmelidir.
Bir baba veya anne bütün malını tek çocuğuna bırakabilir mi?
Mirasbırakanın sağlığında veya ölüme bağlı tasarruflarla yaptığı işlemler bakımından tasarruf özgürlüğü ile saklı pay kuralları birlikte değerlendirilmelidir. Diğer saklı paylı mirasçıların haklarının ihlal edilmesi durumunda somut olayın özelliklerine göre tenkis veya farklı hukuki talepler gündeme gelebilir.
Kardeşlerin saklı payı var mıdır?
Güncel Türk Medeni Kanunu düzenlemesinde kardeşler saklı paylı mirasçılar arasında yer almamaktadır. Ancak miras hukukunda uygulanacak hükümler bakımından mirasbırakanın ölüm tarihi önem taşıdığından eski tarihli miraslarda ayrıca değerlendirme yapılması gerekebilir.
Mirastan mal kaçırma nasıl ispat edilir?
Muris muvazaası iddialarında tek bir delile bakılmaz. Taşınmazın gerçek değeri ile gösterilen bedel arasındaki ilişki, alıcının ödeme gücü, tarafların ilişkileri, mirasbırakanın işlemi yapma nedeni ve olayın genel koşulları birlikte değerlendirilebilir.
Vasiyetname varsa diğer mirasçılar hiçbir şey alamaz mı?
Her zaman değil. Vasiyetnamenin bulunması yasal mirasçıların bütün haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Saklı paylı mirasçıların hakları ve vasiyetnamenin kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.
Vasiyetnameye itiraz edilebilir mi?
Kanunda düzenlenen iptal sebeplerinin bulunması hâlinde ölüme bağlı tasarrufun iptali talep edilebilir. Ehliyetsizlik, şekil eksikliği, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama gibi durumlar bunlar arasında yer alabilir. İptal davası bakımından hak düşürücü süreler bulunduğundan işlem zamanının doğru belirlenmesi önemlidir.
Mirastan feragat ile reddi miras aynı şey midir?
Hayır. Mirastan feragat, mirasbırakan hayattayken mirasbırakan ile mirasçı arasında yapılan bir sözleşmedir. Mirasın reddi ise mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçı tarafından kanunda öngörülen şartlar içerisinde gerçekleştirilen işlemdir.
Mirasçılardan biri evi satmak istemezse ne olur?
Birden fazla mirasçıya ait taşınmazda tarafların anlaşamaması hâlinde somut olayın özelliklerine göre paylaşım veya ortaklığın giderilmesi yolları gündeme gelebilir. Ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir.
Miras paylaşımı yapılmadan bir mirasçı evi tek başına kullanabilir mi?
Miras kalan taşınmazın hukuki niteliği, miras ortaklığı ve diğer mirasçıların hakları birlikte değerlendirilmelidir. Bir mirasçının taşınmazı tek başına kullanması bazı durumlarda diğer mirasçılar bakımından kullanım veya ecrimisil gibi uyuşmazlıkların doğmasına neden olabilir.
Tenkis davası ile mirastan mal kaçırma davası aynı mıdır?
Hayır. Tenkis davası esas olarak saklı payın korunmasına yönelik bir davadır. Muris muvazaası ise mirasbırakanın gerçek iradesiyle görünürde yaptığı işlem arasındaki muvazaa iddiasına dayanır. Hangi hukuki yolun uygulanacağı somut işlemin niteliğine göre belirlenmelidir.
Mirasçılık belgesi nereden alınır?
Yasal mirasçılık durumunun uygun olduğu hâllerde mirasçılık belgesi noterlikten veya sulh hukuk mahkemesinden alınabilir. Mirasçılık konusunda uyuşmazlık bulunması veya özel bir durumun söz konusu olması hâlinde izlenecek yol ayrıca değerlendirilmelidir.
Miras davası hangi şehirde açılır?
Miras davalarında görevli ve yetkili mahkeme davanın türüne göre değişebilir. Türk Medeni Kanunu özellikle ölüme bağlı tasarrufların iptali, tenkis, mirasın paylaşılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bakımından mirasbırakanın son yerleşim yerini esas alan düzenlemeler içermektedir. Taşınmazlara veya farklı taleplere ilişkin davalarda ayrıca özel yetki ve görev hükümlerinin değerlendirilmesi gerekir.
Erzurum dışındaki miras davalarını takip ediyor musunuz?
Hukuk büromuz Erzurum merkezli olmakla birlikte, dosyanın niteliğine ve gerekli hukuki işlemlere göre Türkiye’nin farklı şehirlerinde bulunan müvekkillerin miras hukuku uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunmaktadır.