Aile ve boşanma hukuku; evlilik birliğinin kurulmasından sona ermesine, eşler arasındaki malvarlığı ilişkilerinden çocukların velayetine kadar aile yaşamının birçok yönünü düzenleyen hukuk alanıdır.
Boşanma kararı yalnızca evlilik ilişkisinin sona ermesi sonucunu doğurmaz. Tarafların ekonomik durumları, çocukların kimle yaşayacağı, diğer ebeveynle kurulacak kişisel ilişki, nafaka, maddi ve manevi tazminat, aile konutunun durumu ve eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi gibi birçok konu boşanma süreciyle birlikte gündeme gelebilir.
Bu nedenle aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların yalnızca boşanmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği üzerinden değerlendirilmesi yeterli değildir. Özellikle çocuk bulunan evliliklerde çocuğun üstün yararının korunması, tarafların mali haklarının doğru belirlenmesi ve ileride yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasını önleyecek şekilde hukuki sürecin yürütülmesi önem taşır.
Erzurum merkezli hukuk büromuz; anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları, velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal rejiminin tasfiyesi ve aile hukukundan kaynaklanan diğer uyuşmazlıklarda Erzurum ve çevre iller başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde bulunan müvekkillere hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunmaktadır.
Aile ve Boşanma Hukuku Nedir?
Aile hukuku, Türk Medeni Kanunu içerisinde düzenlenen ve kişilerin aile ilişkilerinden doğan hak ve yükümlülüklerini konu alan hukuk alanıdır.
Evlilik, boşanma, eşlerin birbirlerine karşı yükümlülükleri, aile konutu, mal rejimleri, velayet, çocukla kişisel ilişki, nafaka ve soybağı gibi birçok konu aile hukuku kapsamında değerlendirilir.
Boşanma hukuku ise aile hukukunun önemli bir bölümünü oluşturur ve evlilik birliğinin mahkeme kararıyla sona erdirilmesi ile boşanmanın eşler ve çocuklar üzerindeki hukuki sonuçlarını düzenler.
Türkiye’de aile hukukundan kaynaklanan dava ve işler esas olarak aile mahkemelerinde görülmektedir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise kanunda belirlenen mahkemeler aile mahkemesi sıfatıyla bu uyuşmazlıkları değerlendirir.
Boşanma Davaları
Türk hukukunda evlilik, eşlerin yalnızca kendi aralarında boşanmaya karar vermesiyle sona ermez. Boşanmanın gerçekleşebilmesi için Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen bir boşanma sebebinin bulunması ve mahkeme tarafından boşanma kararı verilmesi gerekir.
Boşanma davaları uygulamada genel olarak;
- Anlaşmalı boşanma,
- Çekişmeli boşanma
şeklinde iki temel görünüm altında karşımıza çıkar.
Tarafların boşanma iradesi konusunda anlaşması tek başına her zaman yeterli değildir. Anlaşmalı boşanmanın kanunda düzenlenen koşullarını taşıması gerekir. Bu koşulların bulunmadığı durumlarda uyuşmazlığın çekişmeli boşanma hükümleri kapsamında değerlendirilmesi söz konusu olabilir.
Anlaşmalı Boşanma
Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanmanın kendisi ve boşanmanın hukuki sonuçları konusunda ortak bir iradeye sahip olduğu boşanma şeklidir.
Türk Medeni Kanunu’na göre anlaşmalı boşanmanın gerçekleştirilebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir.
Eşlerin birlikte başvurması veya eşlerden birinin açtığı boşanma davasının diğer eş tarafından kabul edilmesi mümkündür.
Ancak yalnızca “boşanmayı kabul ediyorum” şeklindeki bir beyan anlaşmalı boşanma için yeterli değildir.
Mahkemenin anlaşmalı boşanmaya karar verebilmesi için;
- Tarafları bizzat dinlemesi,
- Boşanma iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi,
- Tarafların boşanmanın mali sonuçları konusunda anlaşmış olması,
- Varsa müşterek çocukların durumuna ilişkin düzenlemelerin belirlenmiş olması,
- Hâkimin yapılan düzenlemeyi uygun bulması
gerekir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolü
Anlaşmalı boşanmada tarafların üzerinde uzlaştıkları konular genellikle bir boşanma protokolü ile düzenlenir.
Somut olayın özelliklerine göre protokolde;
- Tarafların boşanma iradesi,
- Müşterek çocukların velayeti,
- Çocukla kurulacak kişisel ilişki,
- İştirak nafakası,
- Yoksulluk nafakasına ilişkin hususlar,
- Maddi ve manevi tazminat,
- Eşya ve diğer mali talepler,
- Tarafların karşılıklı diğer talepleri
düzenlenebilir.
Eşlerin mal rejiminin tasfiyesine, taşınmazlara, araçlara veya diğer önemli malvarlığı değerlerine ilişkin anlaşmalarının bulunması durumunda bunların hukuki sonuçlarının ayrıca ve açık şekilde değerlendirilmesi gerekir.
Protokolde kullanılan belirsiz veya birbiriyle çelişen ifadeler boşanmadan sonra yeni uyuşmazlıklara yol açabilir. Bu nedenle protokol yalnızca boşanmayı hızlı sonuçlandırmak amacıyla hazırlanmış kısa bir metin olarak görülmemelidir.
Hâkim Anlaşmalı Boşanma Protokolünü Değiştirebilir mi?
Hâkim özellikle tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek protokolde gerekli gördüğü değişiklikleri önerebilir.
Tarafların bu değişiklikleri kabul etmesi durumunda anlaşmalı boşanma kararı verilebilir.
Çocuklara ilişkin hususlarda tarafların anlaşması hâkimi mutlak olarak bağlamaz. Velayet, kişisel ilişki ve çocuğun bakımı gibi konularda çocuğun üstün yararı esas alınır.
Çekişmeli Boşanma
Eşlerin boşanma veya boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamaması durumunda çekişmeli boşanma davası gündeme gelir.
Taraflar;
- Boşanmak isteyip istememe,
- Boşanmada kusur,
- Velayet,
- Çocukla kişisel ilişki,
- Nafaka,
- Maddi tazminat,
- Manevi tazminat
gibi konulardan biri veya birkaçı üzerinde anlaşamıyor olabilir.
Çekişmeli boşanma davalarında tarafların iddia ettikleri olaylar, sundukları deliller ve tanık anlatımları değerlendirilerek uyuşmazlık hakkında karar verilir.
Her evlilik ilişkisinin kendi koşulları bulunduğundan başka bir boşanma dosyasındaki olayların aynı şekilde başka bir dosyaya uygulanması mümkün değildir. Hangi vakıaların hukuken boşanma sebebi oluşturduğu somut olayın bütününe göre değerlendirilmelidir.
Türk Hukukunda Boşanma Sebepleri
Türk Medeni Kanunu boşanmaya ilişkin genel ve özel sebepler düzenlemiştir.
Bunların başlıcaları;
- Zina,
- Hayata kast, pek kötü veya ağır derecede onur kırıcı davranış,
- Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme,
- Terk,
- Akıl hastalığı,
- Evlilik birliğinin temelinden sarsılması
olarak sıralanabilir.
Her boşanma sebebinin koşulları birbirinden farklıdır. Bazı boşanma sebepleri bakımından ayrıca hak düşürücü süreler bulunduğundan davanın hangi hukuki sebebe dayandırılacağı önem taşır.
Zina Nedeniyle Boşanma
Eşlerden birinin zina etmesi Türk Medeni Kanunu’nda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir.
Zinaya dayalı boşanma davası bakımından kanunda hak düşürücü süre bulunmaktadır.
Dava hakkı bulunan eş, zina fiilini öğrenmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina fiilinin üzerinden beş yıl geçmeden dava açmalıdır.
Affeden eşin zina sebebine dayanarak dava açma hakkı bulunmamaktadır.
Zina iddiasının değerlendirilmesinde somut olay ve hukuka uygun şekilde elde edilen deliller önem taşır.
Her sadakat yükümlülüğü ihlalinin hukuki anlamda zina oluşturduğu kabul edilemeyeceğinden olayın hangi boşanma sebebi kapsamında değerlendirileceğinin ayrıca belirlenmesi gerekir.
Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış
Eşlerden birinin diğer eşin hayatına yönelik kast içeren davranışlarda bulunması, ona pek kötü davranması veya ağır derecede onur kırıcı bir davranış gerçekleştirmesi özel boşanma sebeplerindendir.
Bu sebebe dayanan dava bakımından da kanunda;
- Sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay,
- Her hâlde olayın gerçekleşmesinden itibaren beş yıl
şeklinde hak düşürücü süreler bulunmaktadır.
Affeden tarafın bu özel boşanma sebebine dayanarak dava açması mümkün değildir.
Fiziksel şiddet, ağır aşağılayıcı davranışlar veya kişinin yaşamına yönelik eylemler somut olayın özelliklerine göre hem boşanma hukuku hem de gerektiğinde ceza hukuku ve 6284 sayılı Kanun kapsamında ayrıca değerlendirmeye konu olabilir.
Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme
Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi ve bu nedenle diğer eşten birlikte yaşamaya devam etmesinin beklenememesi durumunda boşanma talep edilebilir.
Burada yalnızca kişinin bir suç işlemiş olması her durumda boşanma kararı verileceği anlamına gelmez.
İşlenen suçun veya sürdürülen yaşam biçiminin niteliği ile bunun evlilik birliği üzerindeki etkileri birlikte değerlendirilir.
Terk Nedeniyle Boşanma
Terk de Türk Medeni Kanunu’nda özel bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir.
Eşlerden biri evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk eder veya haklı bir sebep bulunmaksızın ortak konuta dönmezse, kanunda belirtilen koşulların oluşması durumunda terk nedeniyle boşanma gündeme gelebilir.
Terk sebebiyle boşanma için ayrılığın en az altı ay sürmesi ve devam ediyor olması gerekir.
Kanunda öngörülen ihtar prosedürünün de yerine getirilmesi zorunludur. İhtar, koşulları oluştuğunda hâkim veya noter aracılığıyla gerçekleştirilebilir.
İhtar istemi bakımından dört aylık, ihtardan sonra dava açılması bakımından ise iki aylık kanuni süreler bulunduğundan terk sebebine dayalı davalarda prosedür özellikle önem taşır.
Ayrıca diğer eşin ortak konutu terk etmeye zorlanması veya ortak konuta dönmesinin haklı bir sebep bulunmaksızın engellenmesi de kanunda terk bakımından ayrıca düzenlenmiştir.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma
Eşlerden birinin akıl hastalığının bulunması tek başına boşanma için yeterli değildir.
Akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş açısından çekilmez hâle getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerekir.
Bu özel boşanma sebebinin şartları tıbbi ve hukuki unsurlar içerdiğinden değerlendirme somut dosyanın özelliklerine göre yapılmalıdır.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
Uygulamada en sık karşılaşılan boşanma sebeplerinden biri evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır.
Eşler arasındaki ilişkinin ortak hayatı sürdürmelerinin kendilerinden beklenemeyeceği ölçüde bozulmuş olması hâlinde eşlerden biri boşanma davası açabilir.
Somut olayın özelliklerine göre;
- Sürekli ve ağır geçimsizlik,
- Hakaret ve aşağılayıcı davranışlar,
- Güven ilişkisinin ciddi şekilde bozulması,
- Evlilik yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi,
- Aile yaşamını olumsuz etkileyen davranışlar,
- Ekonomik veya sosyal sorunların evlilik ilişkisine yansıması,
- Eşler arasındaki ortak hayatın fiilen sona ermiş olması
gibi farklı olaylar değerlendirmeye konu olabilir.
Ancak herhangi bir anlaşmazlık veya tartışma kendiliğinden boşanma sebebi oluşturmaz. Olayların evlilik birliği üzerindeki ağırlığı ve taraflara yüklenebilecek kusurlar dosya kapsamında değerlendirilir.
Daha Önce Reddedilen Boşanma Davasından Sonra Yeniden Dava
Türk Medeni Kanunu’nun bu konudaki düzenlemesi 2024 yılında değiştirilmiştir.
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılan davanın reddedilmesi ve bu kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesine rağmen ortak hayatın yeniden kurulamaması durumunda evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılabilir.
Bu durumda eşlerden birinin istemi üzerine yeniden boşanma kararı verilmesi gündeme gelebilir.
Buradaki süre önceki düzenlemede üç yıl iken yapılan kanun değişikliğiyle bir yıla indirilmiştir.
Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Boşanma ve ayrılık davalarında görevli mahkeme kural olarak aile mahkemesidir.
Yetki bakımından ise dava;
- Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde veya
- Eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde
açılabilir.
Somut olayda görev ve yetki değerlendirmesinin dava açılmadan önce yapılması önemlidir.
Boşanma Davası Süreci Nasıl İlerler?
Çekişmeli boşanma davası birçok aşamadan oluşabilir.
Dosyanın niteliğine göre süreç genel olarak;
- Dava dilekçesinin hazırlanması,
- Dilekçelerin karşılıklı sunulması,
- Ön inceleme,
- Delillerin toplanması,
- Tanıkların dinlenmesi,
- Gerekiyorsa kurum kayıtlarının getirtilmesi,
- Çocuklarla ilgili sosyal inceleme yapılması,
- Tahkikat ve duruşmalar,
- Mahkeme kararının verilmesi,
- Şartları bulunuyorsa istinaf ve temyiz incelemeleri
şeklinde ilerleyebilir.
Her boşanma dosyasında bütün bu işlemlerin aynı şekilde yapılması zorunlu değildir. Süreç ileri sürülen taleplere ve delillere göre değişir.
Boşanma Davalarında Deliller
Çekişmeli boşanma davalarında iddia edilen olayların ispatlanması önemlidir.
Dosyanın niteliğine göre;
- Tanık anlatımları,
- Mesajlaşmalar,
- Elektronik yazışmalar,
- Sosyal medya içerikleri,
- Fotoğraflar,
- Kamera görüntüleri,
- Sağlık raporları,
- Kolluk ve savcılık kayıtları,
- Banka ve mali kayıtlar,
- Resmî kurum belgeleri
delil olarak gündeme gelebilir.
Bununla birlikte delilin içeriği kadar hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması da önem taşır.
Özel hayatın gizliliğini veya haberleşmenin gizliliğini ihlal edecek yöntemlerle delil elde edilmesi farklı hukuki ve cezai sonuçlar doğurabileceğinden boşanma davası için delil toplanırken hukuki sınırların gözetilmesi gerekir.
Boşanma Davası Devam Ederken Geçici Önlemler
Boşanma veya ayrılık davasının açılmasıyla birlikte tarafların hukuki ve ekonomik durumlarının davanın sonuna kadar nasıl devam edeceği de önem kazanır.
Türk Medeni Kanunu kapsamında hâkim, dava devam ederken gerekli geçici önlemleri alabilir.
Bu önlemler özellikle;
- Eşlerin barınması,
- Eşlerin geçimi,
- Çocukların geçici velayeti ve bakımı,
- Çocukla kişisel ilişki,
- Eşlerin mallarının yönetimi
gibi konuları kapsayabilir.
Bu dönemde verilen kararlar nihai boşanma hükmünden farklıdır ve esas olarak dava devam ederken tarafların ve çocukların korunmasını amaçlar.
Velayet
Boşanma davalarında müşterek çocuk bulunması hâlinde en önemli konulardan biri velayettir.
Velayet kararı anne veya babadan hangisinin boşanmada daha az kusurlu olduğuna göre otomatik olarak verilmez.
Esas değerlendirme çocuğun üstün yararıdır.
Çocuğun;
- Yaşı,
- Fiziksel ve ruhsal ihtiyaçları,
- Eğitim durumu,
- Mevcut yaşam düzeni,
- Anne ve babayla ilişkisi,
- Ebeveynlerin çocuğa sağlayabileceği bakım ve yaşam koşulları,
- Çocuğun güvenliği ve gelişimi,
- Kardeşleriyle ilişkisi,
- Somut olayın diğer koşulları
değerlendirilebilir.
Gerektiğinde sosyal inceleme yapılması ve çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre görüşünün alınması da gündeme gelebilir.
Velayet, anne veya babaya verilmiş bir üstünlük değil; çocuğun korunmasına ve yetiştirilmesine yönelik hak ve yükümlülüklerin bütünüdür.
Velayetin Değiştirilmesi
Boşanma kararında verilen velayet hükmü koşullar hiçbir zaman değişmeyecekmiş gibi kesin bir durum oluşturmaz.
Boşanmadan sonra ortaya çıkan yeni durumlar çocuğun üstün yararını etkiliyorsa velayetin değiştirilmesi talep edilebilir.
Örneğin;
- Çocuğun bakımının ciddi şekilde ihmal edilmesi,
- Çocuğun güvenliğinin tehlikeye girmesi,
- Ebeveynin yaşam koşullarında önemli değişiklik meydana gelmesi,
- Çocuğun eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanmaması,
- Kişisel ilişki kararının sürekli engellenmesi
gibi durumlar somut olayın koşullarına göre değerlendirmeye konu olabilir.
Velayetin değiştirilmesine ilişkin her talepte temel ölçüt yine çocuğun üstün yararıdır.
Çocukla Kişisel İlişki
Velayet kendisine bırakılmayan anne veya babanın çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı bulunmaktadır.
Mahkeme kişisel ilişkiyi düzenlerken özellikle çocuğun;
- Yaşı,
- Eğitim düzeni,
- Sağlığı,
- Anne ve babayla ilişkileri,
- Yaşam koşulları
gibi hususları dikkate alır.
Kişisel ilişki düzenlemesinin amacı yalnızca anne veya babanın çocukla görüşmesini sağlamak değil, çocuğun ebeveynleriyle sağlıklı ilişkisini sürdürebilmesini temin etmektir.
Velayet kendisine verilen ebeveynin kişisel ilişki kararının gereklerini yerine getirmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak şartıyla velayetin değiştirilmesi dahi gündeme gelebilir.
Buna karşılık kişisel ilişkinin çocuğun güvenliği veya huzuru açısından ciddi risk oluşturduğu durumlarda ilişkinin sınırlandırılması veya gerekli koşullarda farklı tedbirlerin değerlendirilmesi mümkündür.
Nafaka
Aile ve boşanma hukukunda nafaka tek bir türden oluşmaz.
Uyuşmazlığın niteliğine ve sürecin aşamasına göre;
- Tedbir nafakası,
- İştirak nafakası,
- Yoksulluk nafakası
gibi farklı nafaka türleri gündeme gelebilir.
Her nafaka türünün amacı ve hukuki koşulları birbirinden farklıdır.
Tedbir Nafakası
Boşanma veya ayrılık davası devam ederken eşlerin ve çocukların geçiminin sağlanması amacıyla geçici nitelikte nafaka kararı verilebilir.
Mahkeme dava süresince gerekli önlemleri alırken tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını ve çocukların ihtiyaçlarını değerlendirir.
Tedbir nafakasının amacı yargılama devam ederken taraflardan veya çocuklardan birinin temel ihtiyaçları bakımından korunmasız kalmasını önlemektir.
İştirak Nafakası
Boşanmanın ardından velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılması gerekir.
Bu kapsamda hükmedilen nafaka uygulamada iştirak nafakası olarak adlandırılır.
Nafaka miktarı belirlenirken;
- Çocuğun yaşı,
- Eğitim giderleri,
- Sağlık ihtiyaçları,
- Günlük yaşam giderleri,
- Anne ve babanın ekonomik durumları,
- Çocuğun alışmış olduğu yaşam koşulları
gibi hususlar dikkate alınabilir.
Çocuğun ihtiyaçlarının veya anne ve babanın ekonomik koşullarının zaman içerisinde değişmesi durumunda nafaka miktarının yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir.
Yoksulluk Nafakası
Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kanunda düzenlenen koşulların bulunması hâlinde diğer eşten yoksulluk nafakası talep edebilir.
Yoksulluk nafakası talep eden tarafın boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir.
Nafaka miktarı belirlenirken diğer eşin de mali gücü dikkate alınır.
Nafaka yükümlüsünün mutlaka boşanmada kusurlu olması şart değildir.
Yoksulluk nafakasının bağlanması, miktarı, ödeme biçimi ve sonraki dönemde devam edip etmeyeceği her dosyada tarafların sosyal ve ekonomik durumları çerçevesinde değerlendirilir.
Nafakanın Artırılması, Azaltılması veya Kaldırılması
Nafaka kararı verildikten sonra tarafların ekonomik ve sosyal koşulları zaman içerisinde değişebilir.
Kanuni şartların bulunması hâlinde nafakanın;
- Artırılması,
- Azaltılması,
- Kaldırılması
talep edilebilir.
Özellikle yoksulluk nafakası bakımından nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü kanunda ayrıca düzenlenmiştir.
Bunun yanında nafaka alacaklısının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya kanunda belirtilen diğer koşulların meydana gelmesi hâlinde mahkemeden nafakanın kaldırılması talep edilebilir.
Tarafların mali durumlarının değişmesi de nafakanın artırılması veya azaltılması bakımından değerlendirilebilir.
Maddi Tazminat
Boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören, boşanmaya neden olan olaylarda kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu olan taraf, kanuni koşulların bulunması hâlinde maddi tazminat talep edebilir.
Maddi tazminatın belirlenmesinde;
- Tarafların kusur durumları,
- Evlilik süresi,
- Sosyal ve ekonomik durumları,
- Boşanmanın taraflar üzerindeki ekonomik etkileri,
- Mevcut veya beklenen menfaatlerin zarar görüp görmediği
gibi hususlar değerlendirilir.
Her boşanma davasında otomatik olarak maddi tazminata hükmedilmez.
Manevi Tazminat
Boşanmaya neden olan olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu eşten uygun miktarda manevi tazminat talep edebilir.
Manevi tazminat bakımından kişilik haklarına yönelik hukuken önem taşıyan bir saldırının bulunması gerekir.
Mahkeme;
- Olayların niteliğini,
- Tarafların kusur durumunu,
- Sosyal ve ekonomik koşulları,
- Kişilik hakkına yönelik saldırının ağırlığını
değerlendirerek karar verir.
Maddi ve manevi tazminat birbirinden farklı hukuki taleplerdir.
Boşanmada Mal Paylaşımı ve Mal Rejiminin Tasfiyesi
Boşanma kararı verilmesi, evlilik boyunca alınan bütün malların doğrudan yarı yarıya bölüneceği anlamına gelmez.
Eşler arasındaki malvarlığı ilişkileri Türk Medeni Kanunu’ndaki mal rejimi hükümlerine göre değerlendirilir.
Türkiye’de yasal mal rejimi, kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimidir.
Eşler kanunda öngörülen koşullara uygun bir mal rejimi sözleşmesi yaparak farklı bir rejim de seçebilir.
Edinilmiş Mal Nedir?
Mal rejiminin devamı sırasında eşlerden birinin karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri kural olarak edinilmiş mal kapsamında değerlendirilebilir.
Örneğin;
- Çalışma karşılığı elde edilen gelirler,
- Bu gelirlerle edinilen bazı malvarlığı değerleri,
- Sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumlarının yaptığı bazı ödemeler,
- Edinilmiş malların yerine geçen değerler
kanundaki koşullar çerçevesinde edinilmiş mal olarak değerlendirilebilir.
Bir taşınmazın veya aracın yalnızca bir eşin adına kayıtlı olması, mal rejiminin tasfiyesi bakımından tek başına kesin sonucu belirlemez.
Malın hangi tarihte ve hangi kaynakla edinildiğinin incelenmesi gerekir.
Kişisel Mallar
Kanun bazı malvarlığı değerlerini kişisel mal olarak kabul etmektedir.
Bunlara örnek olarak;
- Evlilik veya ilgili mal rejimi başlamadan önce sahip olunan bazı malvarlığı değerleri,
- Miras yoluyla elde edilen mallar,
- Karşılıksız kazandırma yoluyla elde edilen malvarlığı değerleri,
- Kişisel kullanıma özgülenmiş eşyalar,
- Manevi tazminat alacakları
gösterilebilir.
Kişisel mal ile edinilmiş mal ayrımı mal rejiminin tasfiyesi bakımından temel konulardan biridir.
Katılma Alacağı
Edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesinin ardından her eşin edinilmiş malları ve bunlara ilişkin borçları belirlenerek kanundaki esaslara göre artık değer hesabı yapılır.
Kanuni sistem kapsamında eşlerden biri diğer eşin artık değeri üzerinde katılma alacağı hakkına sahip olabilir.
Bu hesaplama basit şekilde “evlilikte alınan her şeyin yarısı” biçiminde yapılmaz.
Malın edinilme tarihi, finansman şekli, kişisel mal katkısı, borçlar ve diğer malvarlığı hareketlerinin birlikte incelenmesi gerekebilir.
Değer Artış Payı
Eşlerden birinin diğer eşe ait bir malın;
- Edinilmesine,
- İyileştirilmesine,
- Korunmasına
karşılıksız veya uygun bir karşılık almadan katkı sağlaması durumunda koşulları bulunuyorsa değer artış payı alacağı gündeme gelebilir.
Örneğin eşlerden birinin diğer eş adına kayıtlı bir taşınmazın alınmasına veya önemli ölçüde iyileştirilmesine ekonomik katkıda bulunması bu kapsamda hukuki değerlendirmeye konu olabilir.
Katkının varlığı ve miktarının delillerle ortaya konulması önem taşır.
Boşanma Davasının Mal Rejimine Etkisi
Boşanma kararı verildiğinde mal rejiminin sona erme zamanı bakımından boşanma kararının kesinleşme tarihi ile dava tarihi aynı şey değildir.
Türk Medeni Kanunu’na göre boşanmayla sonuçlanan durumlarda mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer.
Ancak tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi ve alacakların hesaplanabilmesi bakımından boşanma sürecinin hukuki durumu ayrıca dikkate alınır.
Bu nedenle boşanma davası açılmadan hemen önce veya dava devam ederken gerçekleştirilen malvarlığı işlemlerinin sonuçları somut dosyaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.
1 Ocak 2002’den Önce Yapılan Evliliklerde Mal Rejimi
1 Ocak 2002 tarihi mal rejimi uyuşmazlıklarında önemli bir tarihtir.
Yeni Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce evlenmiş ve özel bir mal rejimi sözleşmesi yapmamış eşler bakımından, kural olarak 1 Ocak 2002 tarihinden önceki ve sonraki dönemlerin farklı hukuki esaslara göre değerlendirilmesi gerekebilir.
Bu nedenle uzun süreli evliliklerde yalnızca boşanma tarihi değil, malların ne zaman edinildiği de önem taşır.
Eşin Mal Kaçırması İddiaları
Boşanma süreci öncesinde veya mal rejiminin devamı sırasında eşlerden birinin diğer eşin mal rejiminden doğan alacağını azaltmak amacıyla malvarlığını üçüncü kişilere devrettiği ileri sürülebilir.
Türk Medeni Kanunu, mal rejiminin tasfiyesinde bazı karşılıksız kazandırmalar ve katılma alacağını azaltma amacıyla yapılan devirler bakımından özel hükümler içermektedir.
Ancak eşlerden birinin yaptığı her satış veya devir kendiliğinden “mal kaçırma” olarak kabul edilmez.
Devrin;
- Tarihi,
- Bedeli,
- Tarafları,
- Gerçek amacı,
- Mal rejimine etkisi
somut olay içerisinde değerlendirilmelidir.
Ziynet Eşyaları ve Kişisel Eşyalar
Boşanmayla birlikte düğünde takılan ziynetler, kişisel eşyalar ve tarafların birbirlerinde bulunan malları konusunda da uyuşmazlık yaşanabilir.
Bu taleplerin mal rejiminin tasfiyesiyle aynı hukuki kurallara tabi olduğu varsayılmamalıdır.
Ziynet eşyalarının kime ait olduğu, kime bağışlandığı, kim tarafından muhafaza edildiği ve tarafların iddialarını hangi delillerle desteklediği somut uyuşmazlığa göre değerlendirilir.
Bu nedenle ziynet ve eşya alacaklarının boşanma davasındaki diğer mali taleplerden ayrıca ele alınması gerekebilir.
Aile Konutu
Eşlerin evlilik yaşamlarını sürdürdükleri aile konutu Türk Medeni Kanunu kapsamında özel olarak korunmaktadır.
Eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça kural olarak;
- Aile konutuna ilişkin kira sözleşmesini sona erdiremez,
- Malik olduğu aile konutunu devredemez,
- Aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Malik olmayan eş, kanuni şartların bulunması durumunda tapu siciline aile konutu şerhi verilmesini talep edebilir.
Aile konutuna ilişkin koruma, özellikle boşanma öncesinde taşınmazın devredilmesi veya aile konutuna ilişkin tasarruf yapılması ihtimali bulunan uyuşmazlıklarda önem taşıyabilir.
Aile İçi Şiddet ve 6284 Sayılı Kanun Kapsamındaki Tedbirler
Aile hukuku uyuşmazlığı aynı zamanda fiziksel, psikolojik, ekonomik veya diğer türlerde şiddet iddiası içeriyorsa 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler gündeme gelebilir.
6284 sayılı Kanun yalnızca boşanma davası açıldıktan sonra uygulanabilecek bir düzenleme değildir.
Kanuni koşulların bulunması hâlinde;
- Şiddet veya şiddet tehdidinde bulunmama,
- Ortak konuttan uzaklaştırma,
- Korunan kişiye yaklaşmama,
- İletişim araçlarıyla rahatsız etmeme,
- Müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi,
- Çocukla kişisel ilişkinin gerektiğinde sınırlandırılması,
- Kanunda düzenlenen diğer koruyucu ve önleyici tedbirler
gündeme gelebilir.
Bu tedbirlerin amacı boşanma uyuşmazlığında taraflardan birini avantajlı hâle getirmek değil, şiddetin veya şiddet tehlikesinin önlenmesi ve ilgili kişilerin korunmasıdır.
Boşanma davası ile 6284 sayılı Kanun kapsamındaki süreçler birbirleriyle bağlantılı olabilmekle birlikte farklı hukuki amaçlara sahiptir.
Ayrılık Davası
Türk Medeni Kanunu boşanmanın yanında ayrılık kurumunu da düzenlemektedir.
Boşanma sebebinin bulunması durumunda koşullara göre boşanma yerine ayrılık talep edilmesi mümkündür.
Mahkemece ayrılığa karar verilmesi durumunda evlilik sona ermez; ancak eşlerin ortak yaşamına belirli bir süre için hukuki olarak ara verilmiş olur.
Ayrılık kararı kanunda belirtilen süreler ve koşullar çerçevesinde değerlendirilir.
Uygulamada boşanma davalarına göre daha sınırlı karşılaşılsa da somut aile ilişkisine göre hukuki seçeneklerden biri olabilir.
Soybağına İlişkin Aile Hukuku Uyuşmazlıkları
Aile hukuku yalnızca evlilik ve boşanmadan oluşmamaktadır.
Çocuk ile anne ve baba arasındaki soybağı ilişkisinden kaynaklanan;
- Babalık,
- Soybağının reddi,
- Tanıma,
- Çocuğun aile hukukundan doğan hakları
gibi uyuşmazlıklar da aile hukukunun kapsamına girebilir.
Bu davaların tarafları, süreleri ve ispat kuralları boşanma davalarından farklı olduğundan her uyuşmazlığın kendi hukuki düzenlemelerine göre değerlendirilmesi gerekir.
Yurt Dışında Verilen Boşanma Kararları
Türk vatandaşlarının veya Türkiye ile hukuki bağlantısı bulunan kişilerin boşanma kararları bazı durumlarda yabancı ülke mahkemelerince verilmiş olabilir.
Yabancı ülkede verilen boşanma kararının Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için kararın niteliğine göre ilgili mevzuatta düzenlenen tanıma, tenfiz veya nüfus siciline tescil süreçlerinin değerlendirilmesi gerekebilir.
Yabancı mahkeme kararının Türkiye’deki;
- Medeni hâl,
- Nüfus kayıtları,
- Velayet,
- Nafaka,
- Malvarlığı
üzerindeki etkileri kararın içeriğine göre ayrıca incelenmelidir.
Boşanma Kararına Karşı Kanun Yolları
İlk derece aile mahkemesinin verdiği karar her durumda derhâl kesinleşmeyebilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öngörülen koşulların bulunması durumunda karara karşı istinaf ve uygun dosyalarda temyiz kanun yollarına başvurulabilir.
Taraflardan biri yalnızca belirli konular bakımından kanun yoluna başvurabileceği gibi kararın farklı bölümlerine yönelik de başvuruda bulunabilir.
Boşanma hükmünün ne zaman kesinleştiği özellikle;
- Medeni hâlin değişmesi,
- Mal rejimi,
- Nafakaların niteliği,
- Tarafların yeniden evlenebilmesi
gibi konular bakımından önem taşıyabilir.
Aile ve Boşanma Hukuku Avukatı Ne Yapar?
Aile ve boşanma hukukunda avukatlık hizmeti yalnızca dava dilekçesi hazırlamak ve duruşmaya katılmakla sınırlı değildir.
Uyuşmazlığın başlangıcında boşanma sebebinin, delillerin ve boşanmanın mali sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
Aile hukuku kapsamında avukat;
- Hukuki durumun değerlendirilmesi,
- Anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması ve incelenmesi,
- Çekişmeli boşanma davasının yürütülmesi,
- Delillerin hukuki açıdan değerlendirilmesi,
- Velayet taleplerinin takibi,
- Çocukla kişisel ilişkiye ilişkin süreçlerin yürütülmesi,
- Nafaka taleplerinin ileri sürülmesi,
- Nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin davaların takibi,
- Maddi ve manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi,
- Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava ve işlemlerin yürütülmesi,
- Aile konutuyla ilgili uyuşmazlıkların değerlendirilmesi,
- 6284 sayılı Kanun kapsamındaki hukuki süreçlerin takibi,
- Aile hukukundan kaynaklanan diğer dava ve işlemlerin yürütülmesi
konularında hukuki hizmet sunabilir.
Aile hukuku dosyalarında kişilerin özel yaşamına ilişkin çok sayıda bilgi ve belge bulunabildiğinden mesleki gizlilik ve kişisel verilerin korunması ayrıca önem taşır.
Aile ve Boşanma Hukuku Kapsamında Hizmetlerimiz
Hukuk büromuz tarafından aile ve boşanma hukuku kapsamında yürütülen başlıca çalışmalar arasında;
- Anlaşmalı boşanma davaları,
- Anlaşmalı boşanma protokollerinin hazırlanması,
- Çekişmeli boşanma davaları,
- Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davaları,
- Zina nedeniyle boşanma davaları,
- Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davaları,
- Terk nedeniyle boşanma süreçleri,
- Velayet uyuşmazlıkları,
- Velayetin değiştirilmesi davaları,
- Çocukla kişisel ilişki kurulması veya değiştirilmesine ilişkin süreçler,
- Tedbir nafakası talepleri,
- İştirak nafakası,
- Yoksulluk nafakası,
- Nafaka artırma, azaltma ve kaldırma davaları,
- Maddi ve manevi tazminat talepleri,
- Mal rejiminin tasfiyesi,
- Katılma alacağı,
- Değer artış payı alacağı,
- Eşya ve ziynet uyuşmazlıklarının hukuki değerlendirilmesi,
- Aile konutundan kaynaklanan uyuşmazlıklar,
- 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirlere ilişkin hukuki işlemler,
- Aile hukukuyla bağlantılı diğer uyuşmazlıklar
yer almaktadır.
Her aile uyuşmazlığında tarafların ilişkileri, çocukların durumu, ekonomik koşullar ve mevcut deliller birbirinden farklı olduğundan izlenecek hukuki yol somut dosyanın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Erzurum ve Türkiye Genelinde Aile ve Boşanma Hukuku Hizmeti
Hukuk büromuz Erzurum merkezli olarak faaliyet göstermekle birlikte aile ve boşanma hukukuna ilişkin hukuki hizmetlerini yalnızca Erzurum ile sınırlandırmamaktadır.
Erzurum ve çevre illerde bulunan müvekkillerin yanı sıra Türkiye’nin farklı şehirlerindeki boşanma, velayet, nafaka, tazminat ve mal rejimi uyuşmazlıklarında dosyanın niteliği ve gerekli işlemler doğrultusunda hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunuyoruz.
Uygun süreçlerde yüz yüze görüşmelerin yanında dijital iletişim imkânlarından yararlanarak şehir dışında bulunan müvekkillerimizle bilgi ve belge paylaşımı ile hukuki sürecin takibini gerçekleştiriyoruz.
Aile ve Boşanma Hukuku Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Anlaşmalı boşanmak için kaç yıl evli olmak gerekir?
Türk Medeni Kanunu kapsamında anlaşmalı boşanma yolunun uygulanabilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bir yıl dolmamış olması boşanmanın hiçbir şekilde mümkün olmadığı anlamına gelmez; ancak anlaşmalı boşanmanın bu özel hükmü uygulanamaz.
Anlaşmalı boşanmada iki tarafın da mahkemeye gitmesi gerekir mi?
Hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve boşanma iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerektiğinden tarafların duruşmadaki durumu anlaşmalı boşanmanın önemli unsurlarından biridir.
Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer?
Bütün boşanma davaları için geçerli kesin bir süre bulunmamaktadır. Tarafların ileri sürdüğü iddialar, tanık sayısı, toplanacak kurum kayıtları, velayet incelemeleri, mahkemenin iş yoğunluğu ve istinaf-temyiz süreci davanın süresini etkileyebilir.
Boşanma davasını kadın veya erkekten hangisi önce açmalıdır?
Davayı ilk açan tarafın sırf önce başvurmuş olması nedeniyle boşanmada otomatik bir hukuki üstünlüğü bulunmaz. Esas olan ileri sürülen vakıalar, talepler, kusur değerlendirmesi ve delillerdir.
Boşanma davasında çocuk otomatik olarak anneye mi verilir?
Hayır. Velayet bakımından anne veya babaya otomatik üstünlük tanınması şeklinde bir kural bulunmamaktadır. Mahkeme karar verirken çocuğun üstün yararını esas alır.
Çocuk kaç yaşında kiminle kalacağına karar verebilir?
Çocuğun tek başına belirli bir yaşa gelmesiyle velayeti kendisinin seçtiği şeklinde kesin bir kural bulunmamaktadır. Çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi uygun olduğunda görüşü değerlendirmeye alınabilir; ancak nihai karar çocuğun üstün yararı gözetilerek mahkeme tarafından verilir.
Velayet sonradan değiştirilebilir mi?
Evet. Boşanmadan sonra ortaya çıkan yeni koşullar çocuğun üstün yararını etkiliyorsa velayetin değiştirilmesi talep edilebilir.
Çocuğu diğer ebeveyne göstermemek velayeti etkiler mi?
Mahkeme tarafından kurulan kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hukuki sonuç doğurabilir. Kanuni şartların bulunması ve çocuğun menfaatine aykırı olmaması durumunda bu durum velayetin değiştirilmesi değerlendirmesinde de dikkate alınabilir.
Boşanma davası devam ederken nafaka alınabilir mi?
Davanın devamı sırasında tarafların ve çocukların geçiminin sağlanması amacıyla koşulları bulunuyorsa tedbir nafakası gündeme gelebilir.
Nafaka miktarı nasıl belirlenir?
Tek bir sabit nafaka tarifesi bulunmamaktadır. Nafakanın türüne göre tarafların ekonomik ve sosyal durumları, çocuğun ihtiyaçları ve somut dosyanın diğer koşulları değerlendirilir.
Yoksulluk nafakası her boşanmada verilir mi?
Hayır. Yoksulluk nafakası için kanunda düzenlenen koşulların oluşması gerekir. Talep eden tarafın boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olması ve kusurunun diğer taraftan daha ağır olmaması gibi hususlar değerlendirilir.
Nafaka sonradan artırılabilir veya azaltılabilir mi?
Tarafların ekonomik ve sosyal koşullarında değişiklik olması veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde kanuni şartlara göre nafakanın artırılması veya azaltılması talep edilebilir.
Boşanmada bütün mallar yarı yarıya mı paylaşılır?
Hayır. Mal rejimi tasfiyesi “evlilikte alınan her şey yarıya bölünür” şeklinde basit bir işlem değildir. Malların edinilme tarihleri, edinilme kaynakları, kişisel veya edinilmiş mal niteliği, borçlar ve tarafların katkıları birlikte değerlendirilir.
Evlenmeden önce alınan ev boşanmada paylaşılır mı?
Mal rejimi başlamadan önce eşlerden birine ait bulunan malvarlığı kural olarak kişisel mal kapsamında değerlendirilir. Bununla birlikte evlilik içerisinde mala yapılan katkılar veya finansman biçimi nedeniyle farklı alacak talepleri gündeme gelebileceğinden somut olay ayrıca incelenmelidir.
Miras kalan mal boşanmada paylaşılır mı?
Miras yoluyla elde edilen malvarlığı değerleri kural olarak kişisel maldır. Bununla birlikte malın gelirleri, mala yapılan katkılar veya sonradan gerçekleşen işlemler bakımından ayrıca hukuki değerlendirme gerekebilir.
Ev eşimin adına kayıtlıysa benim hiçbir hakkım olmaz mı?
Taşınmazın yalnızca eşlerden biri adına tapuda kayıtlı olması mal rejiminden kaynaklanan bütün talepleri ortadan kaldırmaz. Taşınmazın ne zaman ve hangi kaynaklarla edinildiği önem taşır.
Boşanma davası açılınca mallar hemen paylaşılır mı?
Boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesi hukuken birbirinden farklı konulardır. Mal rejiminin sona erme tarihi ve tasfiye taleplerinin hangi aşamada değerlendirileceği somut dosyaya göre belirlenir.
Eş boşanmadan önce malları başkasına devrederse ne olur?
Her devir otomatik olarak geçersiz sayılmaz. Bununla birlikte katılma alacağını azaltma amacıyla yapılan bazı işlemler Türk Medeni Kanunu kapsamında mal rejimi tasfiyesinde dikkate alınabilir. Devrin tarihi, bedeli, tarafları ve amacı ayrıca incelenmelidir.
Şiddet varsa boşanma davasını beklemek gerekir mi?
Hayır. Şiddet veya şiddet tehlikesinin bulunduğu durumlarda 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler boşanma davasından bağımsız olarak da gündeme gelebilir.
Boşanma davası reddedildikten sonra yeniden dava açılabilir mi?
Evet. Yeni boşanma sebeplerinin ortaya çıkması durumunda farklı hukuki değerlendirmeler yapılabileceği gibi, 2024 yılında değiştirilen Türk Medeni Kanunu düzenlemesine göre önceki boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa kanunda öngörülen şartlarla yeniden boşanma talep edilmesi mümkündür.
Boşanma davası hangi şehirde açılabilir?
Boşanma veya ayrılık davası kural olarak eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte yaşadığı yer mahkemesinde açılabilir.
Erzurum dışında bulunan kişilerin boşanma davaları takip edilebilir mi?
Hukuk büromuz Erzurum merkezli olmakla birlikte, dosyanın niteliği, yetkili mahkeme ve gerekli hukuki işlemler doğrultusunda Türkiye’nin farklı şehirlerinde bulunan müvekkillerin aile ve boşanma hukuku süreçlerinde hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunmaktadır.